Yorum: “These Shoes Are Made For Walking” – A Corner In The World / Dünyada Bir Köşe Festivali

“Bu yazı, Dans Yazım’ın dünyada Bir Köşe Festivali kapsamında yürüttüğü dans yazımı atölyesi kapsamında hazırlanmış ve festival yayınında yayınlanmıştır., 7.10.2016”

 

Dünyada Bir Köşe Festivali’nde “These Shoes Are Made For Walking” performansındayım. Lübnan’lı koreograf Nancy Naous’un işi. 2. Sırada tam da ortada sahneye en hakim yerlerden biri, çok sevdiğim gibi. Sahne ve sanatçıyla aramda mesafe veya kimse olmadan tamamen performansla olabilceğim konum.

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin Bomonti Kampüsü, Selda Selışık Aksan Sahnesi. Bilenler bilir, oldukça geniş bir sahne, kara kutu formunda ama biraz büyükçe bir kara kutu. Sahnenin seyirciye göre sağ tarafında tek kişilik bir koltuk, sol ortaya yakın da askıda asılı zırha benzer bir kostüm var. Solda da müzik/ses ekipmanları, alanı.

Gösterim hamile yarı çıplak bir kadının sadece ayaklarını aydınlatılırken görüdüğümüz yürüyüşüyle başlıyor. Ayakkabıları başka yerde bu kadar odakta görmüyoruz. Yine başlangıç sahnesinde sadece sırtını görüyoruz. Kürek kemikleri, omurgası ile sırtında oluşan bambaşka hareketleri izliyoruz. Ve diğer sanatçı geliyor. Yarı çıplak bir erkek ve yine sadece sırtının hareketlerini izliyoruz bir süre. Dansta sırt özellikle kullanılmadığı sürece biraz atıl bir beden bölgesi ancak ben çok güçlü olabilceğini düşünüyorum. Nitekim burada da bu kadar çok harekete sanki dünyanın devinim, yıkılıp, yeniden oluşum süreçleri gibi, çok doğal ve dağların, nehirlerin oluşumunu anımsatan hareketlerin zenginliği etkileyici oldu benim için.

Gösteriye sanatçılar günlük hayattan giysilerle devam ediyor. Pantolon, gömlek ve pantolon, gömlek ve ceket. Ancak kostüm gösteri boyunca hareketli objeler olarak kullanılıyor. Kah çıkarılıyor, kah koltukla bir oyun halinde çıkarılıp giyiliyor. Askıdaki zırh, kadının pelvik alanını koruyan bir zırh olarak giyiliyor ve hatta üzerine kilit vuruluyor. Koruma ya da kapatma bende ikilemli bir soru işareti.

Gösterinin bendeki etkisi hep ikilemlerden oluşuyor. Zıtlık gibi değil ama mevcut olanla yeni gelen arasında kalmışlık gibi. Dabke ve modern dans figürleriyle oluşturulmuş koreografi; hem koreografide hem de sahne kullanımında düzenli ve düzensiz kullanımlar; geleneksel ve güncel global müzik tarzı…

Bazen küçük tek beden bölümü ile bazen de büyük hareketlerin kullanımı, düzen ve düzensizlik dediğim alanı dolduruyor. Kişisel bir fikir olabilir ancak bu gösteride küçük ama yoğun hareketlerin çok güçlü ve sahneyi kalite anlamında daha çok doldurduğunu düşünüyorum.

Tüm bu ikilemler geleneksel kültür ve global kültür arasında gidiş gelişler, bunların içselleştirilmesi sırasındaki bir nevi sorgulama ya da sindirme süreci gibi hissettiriyor bana. İkisi de dışardan gelen etkenler ve bilinçli bir şekilde kabul ediyor ya da etmiyor gibi gözüksek de içimizde bir yerlerde yer buluyor demek ki dedirtti bana bu iş. Hep ileriye bakan biri olmama rağmen içinde doğup büyüdüğümüz kültürleri pozitif veya negatif eleştirdiğimiz her anda yine bu içimize işlemişlikten faydalanıyoruz. Buna değer de veriyorum çünkü belli ki bizi biz yapan şeylerden biri bu kültürlerde yaşıyor olmak. Performansta “kukla” hali çok baskın. Birbirini sesle veya hareketle görünür bir şekilde etkileyerek hareket ettirmek. Bu kültürel oluşumların bireysellikteki etkisi gibi yorum buldu bende. Siyasi açıdan yine bulunduğumuz topraklarda bizim dışımızda iradeler ile oluşturulan ortamlara maruz kalmak olarak da yorumlanabilir ki ikisi de aynı yere çıkıyor aslında.

Biraz sorularla, ikilemlerle biraz da farkındalıkla çıktım bu gösteriden. Kendi kültürümü, buradan gidince, yurt dışında kavramış biri olarak Dünyada Bir Köşe Festivali’nin en değerli bulduğum özelliği bu belki de ya da bende en etkili yeri; özellikle orta doğu ve komşu ülkelere odaklanarak, aslında içinde bulunduğumuz dünyada neler olup bittiğine yaklaştırıyor bizi. Uzaktan bidiklerimizi, bildiğimizi sandıklarımızı görünür ve gerçek kılıyor.